iha video arşiv sitesi
Anasayfa / Video Detay

Video Detay

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "AB-Türkiye ilişkilerinin öneminin çok daha ...

Video Özeti

(ANKARA) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "AB-Türkiye ilişkilerinin öneminin çok daha yükseldiği günlerden geçiyoruz"

Video Hikaye

(ANKARA) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "AB-Türkiye ilişkilerinin öneminin çok daha yükseldiği günlerden geçiyoruz" ANKARA (İHA) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bugün tüm dünyada güvenlik endişelerinin artığı bir dönemden geçiyoruz. Hem güvenlik hem de rekabet açısından AB-Türkiye ilişkilerinin öneminin çok daha yükseldiği günlerden geçiyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Avrupa Birliği ve Türkiye tarafından finanse edilen İstihdam, 'Eğitim ve Sosyal Politikalar Sektörel Operasyonel Programı (İESP SOP) Kapanış Konferansı’na katıldı. Program kapsamında AB ve Türkiye’nin mali iş birliği alanındaki ortak çalışmalar ve sosyal politika alanındaki program ve proje deneyimlerinin sonuçlarının değerlendirilmesi, elde edilen kazanımları ve iyi uygulama örneklerini görünür kılmak ve gelecek döneme ilişkin perspektifin güçlendirilmesi amaçlandı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bir ülkenin en kıymetli sermayesinin ve kalkınma sürecinin ana taşıyıcısının insan olduğunu söyleyerek, insan kaynağına yapılan yatırımların tüm alanlara yapılmış yatırımlar olduğunu kaydetti. Dijital teknolojilerin üretim süreçlerini yeniden şekillendirdiğini ve yapay zeka uygulamalarının çalışma hayatının niteliğini değiştirdiğini aktaran Yılmaz, yeşil dönüşüm gündeminin ekonominin ekonomik faaliyetlerin çevresel sürdürülebilirlik perspektifiyle yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını belirtti. "Türkiye Yüzyılı vizyonunun odağında insan vardır" Değişen ve gelişen ekonominin ihtiyaç duyduğu becerilere sahip insan kaynağını yetiştirmenin, bireylerin dönüşen işgücü piyasalarına uyumunu sağlamanın ve hiç kimsenin bu dönüşümün dışında kalmamasını temin etmenin temel öncelikleri olduğunu bildiren Yılmaz, "Bu nedenle kalkınma politikaları ile insan kaynağı politikaları arasındaki ilişki her zamankinden daha güçlü hale gelmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonunun da odağında aslında insan vardır" ifadelerine yer verdi. "AB-Türkiye ilişkilerinin öneminin çok daha yükseldiği günlerden geçiyoruz" Türkiye’nin AB’ye aday ülke olduğunu ve katılım sürecinin Türkiye açısından stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini hatırlatan Yılmaz, "Bugün tüm dünyada güvenlik endişelerinin artığı bir dönemden geçiyoruz. Bu güvenlik meselesi AB-Türkiye ilişkilerinde önemli başlık olmak durumunda. Diğer yandan dünya ekonomisinin dönüştüğünü görüyoruz. Uzak Doğu’da imalat kapasitesinin yükseldiği, rekabet şartlarının dünyada değiştiği bir ortamdayız. Hepimiz büyük bir rekabet baskısı altındayız. Hem güvenlik hem de rekabet açısından AB-Türkiye ilişkilerinin öneminin çok daha yükseldiği günlerden geçiyoruz" dedi. Güvenlikten enerjiye, göçten ticarete kadar geniş bir yelpazede Türkiye ile Avrupa Birliği arasında güçlü ve etkin bir iş birliğine ihtiyaç duyulduğuna dikkati çeken Yılmaz, günümüzde Avrupa’nın güvenliği, enerji arzı, ekonomik rekabet gücü ve bölgesel istikrarı bakımından Türkiye’nin taşıdığı stratejik değerin net bir şekilde ortaya çıktığını, bu nedenle Türkiye ile AB ilişkilerinin ortak değerler ve iş birliği temelinde uzun vadeli bir şekilde ele alınması gerektiğini vurguladı. "AB diğer aday ülkelere hangi kriterleri uyguluyorsa Türkiye ile ilgili ortaya koyması gereken kriterlerin de aynıları olması gerekir" Geçmişte Devlet Planlama Teşkilatı’nda Avrupa Birliği ile İlişkiler Genel Müdürü olarak görev yaptığını hatırlatan Yılmaz, AB’nin Türkiye’ye yaptığı katkıları bizzat gözlemlediğini dile getirerek, "İki tane Avrupa var. Birincisi; İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulmuş, barışı temin eden, giderek refahı da artıran bir Avrupa. Özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde demokrasiyi, temel hakları ve özgürlükleri pekiştiren bir Avrupa. Bizim de üye olmak istediğimiz Avrupa bu Avrupa. Bir de ikinci bir Avrupa var. Bu ikinci Avrupa; dar menfaatlerin, ortak çıkarların önünde olduğu, kültürel dışlayıcılığın giderek yükseldiği, aşırı sağın ön plana çıktığı, popülist söylemlerin daha güçlü bir hale geldiği bir Avrupa. Bu ikinci Avrupa, ne Avrupa için iyi bir şey ne de bizim girmek istediğimiz bir Avrupa. Bizim Türkiye-AB ilişkilerinde yapmamız gereken şu; algılar, polemikler, medya algıları, popülist siyasi söylemler üzerinden bu ilişkiyi kurgulamak değil. Yapmamız gereken; müktesebatı esas almak, objektif değerlendirmelerle bu ilişkimizi geliştirmek. Bu her iki tarafın da büyük bir sorumluluğudur. Bunun da yolu AB diğer aday ülkelere hangi kriterleri uyguluyorsa Türkiye ile ilgili ortaya koyması gereken kriterler de aynıları olması gerekir" değerlendirmesinde bulundu. "Çok yönlü şekilde Avrupa-Türkiye diyaloğunun gelişmesi gerekir" Vize kolaylığının önemli bir başlık olduğunu ve bu konularda mutlaka adım atılması gerektiğini söyleyen Yılmaz, "Burada da belli şartlar var. O şartlarla ilgili belli çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla vize kolaylığı konusunda adımlar atılması gerekir diye inanıyorum. Türkiye ne yaparsa yapsın, hangi objektif şartları karşılarsa karşılasın negatif bir şekilde Avrupa’daki siyasi ortamın bu ilerlemelere izin vermeyeceği gibi bir atmosfer de görüyoruz. Bunu hep birlikte kırmalıyız, bu doğru bir şey değil. Siyasi atmosferi çok daha olumluya taşımak zorundayız. Onun da yolu diyalog kanallarını her düzeyde açmaktan geçiyor. Çok yönlü şekilde Avrupa-Türkiye diyaloğunun gelişmesi gerekir" açıklamasında bulundu. AB ile yürütülen mali iş birliği programları kapsamında eğitim, istihdam ve sosyal politika alanlarında yürütülen projeler için yaklaşık 1 milyar avroluk kaynağın Türkiye’nin kullanımına sunulduğunu dile getiren Yılmaz, 75 ilde bin 200’ün üzerinde proje uygulandığını ve 1 milyon 100 binden fazla vatandaşa doğrudan ulaşıldığını kaydetti.

Video Bilgileri

ANKARA, TÜRKİYE

18 Haziran 2026 14:03:23

Ekonomi


Abone Servisi

Abone Servisi
+90 (212) 454 3303


facebook twitter

Yorum Ekle