(CENEVRE) İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsviçre'nin Cenevre kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı'nda yaptığı konuşmada, "Nükleer silahlar insanlığa yönelik en büyük tehdittir. Bu silahların tamamen ortadan kaldırılmasına ilişkin hukuki yükümlülükler ortadayken, bazı ülkelerin güvenlik doktrinlerinde nükleer silahlara daha fazla dayanması derin bir endişe ve üzüntü kaynağıdır" dedi.
(CENEVRE) - İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Nükleer silahlar insanlığa yönelik en büyük tehdittir" CENEVRE (İHA) - İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsviçre'nin Cenevre kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı'nda yaptığı konuşmada, "Nükleer silahlar insanlığa yönelik en büyük tehdittir. Bu silahların tamamen ortadan kaldırılmasına ilişkin hukuki yükümlülükler ortadayken, bazı ülkelerin güvenlik doktrinlerinde nükleer silahlara daha fazla dayanması derin bir endişe ve üzüntü kaynağıdır" dedi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsviçre'nin Cenevre kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı'nda konuştu. Uluslararası barış ve güvenlik mimarisinin son yıllarda "benzeri görülmemiş baskılar ve aşınmalarla" karşı karşıya olduğunu söyleyen Arakçi, silahlı çatışmaların şiddetlendiğini, uluslararası hukuka ve BM Şartı'na saygının azaldığını belirterek, çok taraflılığın zayıfladığını ve tek taraflı "yasa dışı" zorlayıcı tedbirlerin arttığını ifade etti. "Nükleer silahlar insanlığa yönelik en büyük tehdittir" Nükleer silahların bazı ülkeler tarafından bir "politika aracı" olarak görülmesinin küresel ölçekte son derece istikrarsız bir ortam oluşturduğunu belirten Arakçi, artan tehditlerin acil kolektif eylemi gerektirdiğini vurguladı. Arakçi, "Nükleer silahlar insanlığa yönelik en büyük tehdittir. Bu silahların tamamen, doğrulanabilir ve geri döndürülemez biçimde ortadan kaldırılmasına ilişkin hukuki yükümlülükler ortadayken, bazı devletlerin güvenlik doktrinlerinde nükleer silahlara daha fazla dayanması derin bir endişe ve üzüntü kaynağıdır" ifadelerini kullandı. "İnsanlık 12 binden fazla nükleer savaş başlığının gölgesi altında" Arakçi, "İnsanlık hala 12 binden fazla nükleer savaş başlığının gölgesi altında yaşıyor. Bunların birçoğu konuşlandırılmış ya da yüksek alarm durumunda. Bazı doktrinlerde nükleer silahların hızlı kullanımı, hatta kimi durumlarda ilk kullanım seçeneği olarak öngörülüyor. Bu tür cephaneliklere dayanmanın sürmesi, tüm insanlık için varoluşsal riskler doğuruyor ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'nın (NPT) taahhütleriyle açıkça çelişiyor" dedi. "Nükleer silahların İran'ın doktrininde yeri yoktur" Arakçi, İran'ın nükleer silah üretme veya edinme peşinde olmadığını belirterek, "İran, her zaman nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanmayı esas aldı. Nükleer programımızla ilgili her türlü endişeyi gidermeye ve bu programın tamamen barışçıl olduğunu güvence altına almaya hazır olduğumuzu da gösterdik. Bu nedenle nükleer müzakerelere girdik ve bugün de bu yolu sürdürüyoruz. Müzakerelerin gidişatı bile birçok gerçeği ortaya koyuyor. Bu silahların İran'ın ulusal güvenlik doktrininde kesinlikle yeri yoktur. Bu tutum, savunma politikamıza dayanmakta ve kitle imha silahlarını yasaklayan açık dini sınırlar ve hükümlerle güçlenmektedir" dedi. "NPT barışçıl nükleer enerji hakkını açıkça tanır" Kalıcı anlaşmalara ancak karşılıklı, dengeli taahhütler ve halkların meşru haklarına saygı yoluyla ulaşılabileceğini belirten Arakçi, "NPT, tüm üye devletlerin barışçıl amaçlarla nükleer enerjiyi araştırma, üretme ve kullanma hakkını açıkça tanır. Bu, doğuştan gelen, devredilemez, müzakere edilemez ve hukuken bağlayıcı bir haktır. Siyasi değerlendirmelere bağlanamaz, keyfi biçimde askıya alınamaz veya yeniden yorumlanamaz. Bu hakkı ortadan kaldırmaya yönelik her türlü girişim, anlaşmanın metni ve ruhuyla açıkça çelişmektedir" dedi. "ABD'nin tutumu müzakere sürecinin güvenilirliğini zayıflatmıştır" Arakçi, bazı Batılı ülkelerin, özellikle ABD'nin tutumunun müzakere sürecinin güvenilirliğini zayıflattığını savunarak, ABD'nin nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesinin de çok taraflı taahhütlere duyulan güvene "derin bir darbe" vurduğunu söyledi. Arakçi, "Bu karar, yalnızca çok taraflı taahhütleri görmezden gelmekle kalmamış, aynı zamanda İran halkına haksız ekonomik ve insani sonuçlar da dayatmıştır. Daha da endişe verici olan ise müzakereler sürerken İran'a karşı askeri saldırıya başvurulmuş olmasıdır. Bu tür bir eylem, BM Şartı'nın temel ilkeleri ve uluslararası hukukla açıkça çelişmektedir" dedi. "Nükleer tesislere yönelik saldırı savaş suçu sayılmaktadır" ABD'nin NPT'ye taraf olmayan bir rejimle birlikte hareket ettiğini ifade eden Arakçi, "ABD, NPT'ye taraf bir devlete karşı hareket etmiş ve üstelik bunu antlaşmanın emanetçi ülkelerinden biri olarak yapmıştır. Bu tutum, NPT'nin bütünlüğüne, güvenilirliğine ve ruhuna ciddi bir darbe vurmuştur ve bunun sonuçları kalıcı olacaktır. Denetim altındaki nükleer tesislere yönelik saldırı savaş suçu sayılmaktadır. Bu tür saldırılar, radyolojik yayılma riskine, uzun vadeli çevre kirliliğine ve tüm bölgeyi etkileyebilecek sınır aşan sonuçlara yol açmaktadır. BM Güvenlik Konseyi ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) bu saldırıları açık şekilde kınamaması, bu tür eylemlerin cezasız kalabileceği yönünde tehlikeli bir algı oluşturmuş ve bu durum da NPT'nin ciddi biçimde zayıfladığını göstermektedir" dedi. "UAEA yalnızca teknik ve tarafsız kalmalıdır" İran'ın UAEA ile yasal yükümlülükleri çerçevesinde iş birliğine bağlılığını her zaman vurguladığını belirten Arakçi, "İran, ajansın kurucu üyelerinden biri ve NPT'ye taraf bir ülkedir. Barışçıl nükleer programımız UAEA'nın kapsamlı ve benzeri görülmemiş denetimleri altındadır. Ajans ile iş birliğimiz her zaman profesyonellik, şeffaflık ve ulusal egemenliğe saygı temelinde yürüdü. Biz, Ajans ile yapıcı ilişkinin yalnızca teknik ve tarafsız zeminde kalması gerektiğine ve siyasi baskılardan ve seçici yorumlardan uzak tutulmasının şart olduğuna inanıyoruz" şeklinde konuştu.