(MÜNİH) Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 62. Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı açıklamada, "Rusya, bir süper güç değil. On yılı aşkın bir çatışmanın, Ukrayna’da dört yılı aşkın tam ölçekli savaşının ardından Rusya, 2014 hatlarının ötesine neredeyse hiç ilerleyemedi" dedi.
(MÜNİH) - AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Rusya, bir süper güç değil" - "Yeni bir Avrupa güvenlik stratejisi üzerinde çalışıyoruz" MÜNİH (İHA) - Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 62. Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı açıklamada, "Rusya, bir süper güç değil. On yılı aşkın bir çatışmanın, Ukrayna’da dört yılı aşkın tam ölçekli savaşının ardından Rusya, 2014 hatlarının ötesine neredeyse hiç ilerleyemedi" dedi. Almanya’da düzenlenen 62. Münih Güvenlik Konferansı üçüncü gününde devam ediyor. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, konferansta gerçekleştirilen "Avrupalılar toplanın! Zorlu bir dünyada özne olma yeteneğini yeniden kazanma" başlıklı panelde konuştu. Açılış konuşmasında panelin isminin "Marvel" evreninden ilham alınarak "Avrupalılar toplanın!" şeklinde adlandırıldığına dikkat çeken Kaja Kallas, "Gerçekten de oraya doğru ilerliyoruz. Pelerinlerimizin tozunu alıyoruz, çizmelerimizi giyiyor, motorlarımızı çalıştırıyoruz" dedi. AB’yi "Yenilmezler" ekibine benzettiği konuşmasında Kallas, "Avrupalılar, bu mücadelenin niçin verildiğini biliyor. Bu mücadele sadece yüksek yaşam standartları, sağlık ve saadet için değil, aynı zamanda kendi tarihimizden çıkardığımız dersler içindir" diye konuştu. "Avrupa medeniyet açısından bir çöküş içerisinde değil" ABD’de muhafazakarlar tarafından feminizm ve çevrecilik gibi meseleleri takıntı haline getirmekle suçladıkları sol görüşlü cenah için kullanılan "woke" ifadesinin Avrupa’ya yakıştırılmasına da karşı çıkan AB Yüksek Temsilcisi Kallas, "Avrupa, medeniyet açısından bir çöküş içerisinde değil. Aslına bakarsanız, insanlar halen kulübümüze katılmak istiyor ve bunlar sadece Avrupalılarla sınırlı değil. Geçtiğimiz sene Kanada’daydım ve bana Kanada halkının yüzde 40’ının AB’ye katılmak istediği söylendi. Yani bekleme listesi oldukça kalabalık. Umarım uzun süredir bekleyenler daha fazla beklemek zorunda kalmaz. Çünkü halihazırda üye olanlar, AB’nin dünyada daha güçlü bir rol üstlenmesini, değerlerimizi savunmasını, insanlarımızla ilgilenmesini ve insanlığı daha ileri taşımasını istiyor" ifadelerini kullandı. "Yeni bir Avrupa güvenlik stratejisi üzerinde çalışıyoruz" Avrupa’nın dünyada "özne olma yeteneğini" acilen yeniden kazanması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu ifade eden Kaja Kallas, bunun için ilk şartın Avrupa savunması olduğunu ifade etti. Kallas, "Bu Ukrayna’da başlıyor. Rusya’nın nihai hedefinin Donbas ile sınırlı olmadığını biliyoruz. Rusya, Ukrayna’nın ötesinde dahi siber saldırılarla ekonomileri felç etmeye çalışıyor, uyduları aksatıyor, denizaltı kablolarına sabotaj düzenliyor. İttifakları parçalamak için dezenformasyona başvuruyor, petrol ve gazı silah haline getirerek ülkelere yön vermeye çalışıyor. Tabii nükleer tehdit de var. Bu sınamalara tutarlı ve sistematik bir şekilde yanıt verebilmek için (AB Komisyonu Başkanı) Ursula von der Leyen ile birlikte yeni bir Avrupa güvenlik stratejisi üzerinde çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Rusya, bir süper güç değil" AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, "Rusya konusunda net olalım. Rusya, bir süper güç değil. On yılı aşkın bir çatışmanın Ukrayna’da dört yılı aşkın tam ölçekli savaşının ardından Rusya, 2014 hatlarının ötesine neredeyse hiç ilerleyemedi. Bedeli ise 1,2 milyon kayıp oldu. Bugün Rusya artık ayakta değil, ekonomisi baskı altında, Avrupa enerji piyasalarından kopuyor ve kendi vatandaşları dahi ülkeden kaçıyor. Aslında bugün Rusya’nın temsil ettiği en büyük tehdit, müzakere masasında savaş alanında elde ettiğinden daha fazlasını kazanmasıdır" dedi. Rusya’nın müzakere masasındaki maksimalist taleplerinin karşılanamayacağını söyleyen Kaja Kallas, "Ukrayna ordusunun büyüklüğü sınırlandırılacaksa, Rusya’nınki de sınırlandırılmalı. Rusya, Ukrayna’da verdiği zararların bedelini ödemeli. Savaş suçları için af olmamalı. Ukrayna’dan zorla götürülmüş çocuklar geri getirilmeli" diye konuştu. "Genişleme, Rus emperyalizminin panzehiridir" Avrupa’nın ikinci önceliğinin ise doğu ve güney komşuluğunda istikrar olduğunu söyleyen Kaja Kallas, "Buradaki önceliğimiz genişlemedir. Genişleme, Rus emperyalizminin panzehiridir. 1990’lardan bu yana Sovyet hakimiyetinden kurtulup AB’ye katılan ülkeler, Rusya’dan iki kat hızlı büyümüştür. 1990’da Ruslar Polonyalılardan iki kat daha zengindi. Bugün ise Polonyalılar, Ruslardan yüzde 70 oranında daha zengin. Tarihçi Timothy Snyder’in Avrupa’nın genişlemesinin demokrasinin güvence altına alınması ve Avrupa’nın kendi emperyal geçmişinin aşılması için hayati önemde olduğu görüşüne katılıyorum. Bugün genişleme jeopolitik bir tercihtir ve buna ‘evet’ demeliyiz" ifadelerini kullandı. "AB, dünyadaki en büyük serbest ticaret ağını kurdu" Avrupa’nın üçüncü önceliğinin uluslararası ortaklıklar olması gerektiğini söyleyen Kallas, "AB, dünyadaki en büyük serbest ticaret ağını kurdu. Yaklaşık 80 ülke artık AB ticaret anlaşmaları kapsamında. Ticaretin ötesinde güvenlik ve savunma alanlarında ortaklıklar kuruyoruz" şeklinde konuştu. Bir kez daha Marvel evreninden ilham alarak "Avrupalılar, toplanın!" mesajı veren Kallas, "Süper kahramanlar, kendilerine bahşedilen güçlerle değil, seçtikleri yollarla şekillenir. Avrupa’nın tercih ettiği rota nettir: Avrupa’yı savunmak, komşuluğumuzu güçlendirmek ve küresel çapta ortaklıklar inşa etmek" dedi. "ABD ile tüm konularda aynı görüşte olmadığımız açık" AB temsilcisi, konuşmasının ardından Letonya Cumhurbaşkanı Edgars Rinkevics ve NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Şekerinska’nın da katılımcılar arasında yer aldığı panelde kendisine yöneltilen sorulara cevap verdi. ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun konferansta dün gerçekleştirdiği konuşmaya yorumu sorulan Kallas, "Bence konuşmada hem bize hem de ABD kamuoyuna, yani kendi seçmenlerine yönelik mesajlar vardı" diye konuştu. Kallas, "Bence mesaj, ABD ile Avrupa’nın geçmişte birbiriyle iç içe olduğu ve gelecekte de öyle olacağıydı. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca tüm konularda aynı görüşte olmadığımız da açık ve bu durum devam edecek. Bence buradan hareketle birlikte çalışabiliriz" ifadelerini kullandı. "Avrupa ordusu yerine NATO’nun Avrupa ayağını güçlendirme" mesajı Kallas, ortak Avrupa ordusu konusunda bir soruya, "Her Avrupa ülkesinin bir ordusu var ve bunların 23’ü aynı zamanda NATO’da. Ayrı bir NATO ordusu yok, bu ordular aynı zamanda NATO’yu oluşturan ordular. Avrupa ordusu konusuna gelince, benim sorum hep şu oluyor, Almanya’nın zaten NATO’da olan ordusuna ilave olarak ayrı bir ordu kurmasından mı söz ediyorsunuz? Böyle olacağını sanmıyorum. Almanya’da zorunlu askerlik meselesi üzerine yapılan tartışmaları görüyorum ve bu kolay bir mesele değil. Yeni bir ordu kurmanın kolay olacağını sanmıyorum. Yeni bir ordu kurmayacaksanız, bu işin ordu açısından nasıl işleyeceği sorusu ortaya çıkıyor. Tek bir ordunuz var ve bu ordu aynı zamanda hem Avrupa ordusu hem de NATO’nun parçası mı olacak? Bu takdirde gerçek bir kriz olduğunda her şey komuta zincirine bağlı olacağı için kim kime emir verecek ve bu nasıl işleyecek" şeklinde yanıt verdi. Yüksek Temsilci Kallas, "Zamanımızı yeni şeylere ilişkin konuşarak harcamayalım. Ordularımızı güçlendirmeye, bunu Avrupa tarzında birlikte yapmaya, böylece NATO içindeki Avrupa ayağını güçlendirmeye odaklanalım" dedi. "Karar alma yöntemlerimiz konusunda yollar bulmalıyız" Avrupalıların yüzde 80’inin küresel sahnede daha güçlü bir Avrupa istediklerini ve bunun ancak birleşmiş bir Avrupa ile mümkün olduğunu ifade eden Kallas, "O zaman gerçek bir süper güç oluruz. Şimdi soru bunu nasıl başaracağımız. Çünkü bunun giderek zorlaştığı da doğru. 27 ülkemiz, 27 demokrasi var ve her birinin kendi iç siyasi sorunları var. Bu da işleri gerçekten zorlaştırıyor. İnsanların tüm sorulara verdikleri cevapların sonucu, federal bir Avrupa düşüncesine itiyor. Fakat ‘federasyon’ kelimesi gerçekten zehirli. Kamusal tartışmalarda da öyle. Ama asıl nokta şu, eğer küresel sahnede güçlü olmak için bir şeyleri birlikte yapmak istiyorsak, o zaman karar alma yöntemlerimiz konusunda yollar bulmalıyız" diye konuştu. Bu konuda bir aciliyet olduğunu ifade eden Kallas, kuralları değiştirmenin ise siyasi cesaret gerektirdiğini kaydetti. "AB’nin genişlemesi her zaman jeopolitik bir karardır" Avrupa Birliği’ne yeni ülkelerin kabulünün her zaman jeopolitik bir karar olduğunu vurgulayan Kallas, Ukrayna’nın birliğe kabulüne ilişkin bir soruya da "Bu sürecin liyakate dayalı olduğunu söyleriz. Öyledir de. Biz de AB’ye katılmak için çok reform yaptık. Ama nihayetinde kararı verdiren her zaman jeopolitik tablo olmuştur ve bu sefer de böyle" diye cevap verdi. AB’nin Karadağ ve Arnavutluk gibi küçük ülkelerin katılımı ile ilerleyebileceğini söyleyen Kallas, "Çünkü uzun zamandır listede bekliyorlar. Ve elbette Ukrayna için bu çok önemli çünkü bunun için savaşıyorlar. Fakat üye devletler somut bir tarih vermeye hazır değil. Yapılacak çok iş var" şeklinde konuştu.